30 Mart 2010 Salı

Özlem

“-Bir taşı durgun suya bırakınca su,dalga dalga halkalanır.
Ne taş dalgasız, ne de dalga taşsız anlamlıdır.
Ben yanındayken sana düşmüş bir taşım ve yanında değilken sende dalgalanan halkalarım.
Kavuşmak taşın suya düşüşüyse,özlem de arda kalan halkalar…
öz,özle,özlem…
özlem,öz olurşturabilme cesaretidir aslında!”

Yahudi

“-Tarihin yahudilere bakış açısı gibi sana olan aşkım…
yüzyıllarca milletlerin ağzına sıçan yahudileri
insanlar, sadece kamplardaki acıklı gözleri
ve sabun olmadan önceki halleri gibi hatırlıyor…
aynı bizde olduğu gibi..
sıçsanda bütün hayatıma,
seni ağlamaklı gözlerin ve giderken ki mahsunluğunla anıyorum..”

Sidik

“-Hangi ara sıkışıp duvara karşı işemeye kalksam
biriktirdiklerimle ismini yazmaya başlıyorum.
Harfler hep aşşağıya doğru ağlamaklı oluyor
malesef ben gibi sidiğimde sana yetmiyor”

Dizi

“-Çok tutan bir dizinin, sırf yoğun taleb var diye
uzatılmış sıkıcı bölümleri gibiyiz…”

İki nokta ..

“-Aslında evrende gezinen iki organik noktayız seninle
Ve hiçbir şeyi üç nokta’ya emanet edemeyecek kadar korkak iki nokta!
Her şeyi nokta’layacak kadar barbar iki nokta!”

28 Mart 2010 Pazar

re miyiz? re yiz ..

Anne ve Babamın ayrılığının üzerinden on yıl geçti ve ben bu sabah tüm olgunluğum ve meraklımla anneme ne hissettiğini sordum;
the buyrun;

-annecim sen babamı özlüyormusun?
-hehe deli
-hiç mi duygusal bi anında aklına gelmiyor eski günler,ilk öpüşme filan?
-kapa çeneni!Sen eski sevgililerini özlüyormusun?
-ben hiç biriyle evlenmedim.
-iyi yada kötü hiç bir şey hissetmiyorum babana karşı.
-herşeyin ilki güzeldir anne.
-ilk dayağımı hatırlıyormusun oğlum.
-aman anneee.
-sende babanı görüyorum.
-bende seni seviyorum anne.

25 Mart 2010 Perşembe

Uğur böceği

”uç uç böceğim, bana mutluluk getir”
bukadar büyük bir yükü
o küçücük yuvarlak kırmızı sırtından istemek
hayvanlıktır…

Çokomel

“-Hayat bilgisi kitabımın arasında sakladığım
çokomel kapları gibisin
o kadar şatafatlı göz alıcı…
bi boka yaramayacağını bildiğim halde
tırnaklarımla seni yırtmadan daha da güzelleştiriyorum
sonrada özenle seni saklıyorum…”

sigara


daha önce yazdım mı acaba bu konuda;
olsun gene yazalım postmodern der geçeriz;
bütün yinelenenler gibi
bazen sigara içiyorum;
sık degil..pek beceremiyorum içmesini;
arkadaşlar söylediğine göre’sezercik aslan parcası’filminde sezercik nasıl iciyorsa;
bende aynen öyle içiyormuşum,içime çekemiyorum;
yani zerre kadar duman ciğerlerime gitmiyor zaar…
sigara içenlere müthis saygım var;
çünkü onlar hayatın anlamına dair düşünmüş taşınmışgerçekleri saptamış ve buna rağmen hayatın ıstırabına tavır koymasını bilmişerdemli insanlar!
paketin üstünde koskoca yazıyor;
zararlıdır; öldürür diyor!
hatta bak içme sonra düldül ötmez demeye bile getiriyor ama nafile…
içiyorlar,içiyorum!
çünkü her sigara içen bilir ki;
bu dünya denen boklu teranede zevk veren her şey sağlığa zararlıdır.
hamburger;
patates kızartması;
ananızın el emeği göz nuru sulu böreği
esrar; eroin;
rakı bira votka;ekstrem sporlar;
aşk!öpüşmek bile insan hayatından 18 sn götürüyor anasınısatayım;
biliyor muydunuz!?
öpüşünce insan tansiyonu yükselirmiş;
her öpücük ömürden 18 sn götürmüş! yuh yani!
velhasıl ne diyorduk;
bir şeyin içinde zevk varsa ya bedene ya da ruh sağlığına zararlıdır hacım!
işte böylesi bir dünyada;
biz sigara içenler ve içmesinii teşvik edenler adlı olmayan bir derneğin üyeleri olarak;hayata baş kaldırdık!
madem zevk-i sefa zararlı;
bazılarından feragat ettik!esrarımız eroinimiz yok şükür ama sigaramızıda bizden esirgemesinler be yahu
evet sigara içmek sağlığa zararlıdır arkadaşlarher ne kadar sigara içenler karizmadır zırvalığı gerçek olsada(evet,evet gerçektir;dene gör!)siz siz olun sigara içmeyinhiç bi boktanda feragat etmeyin;birer sağlık mantarı olun;birer terminatör olun;
hepiniz birer duman avcısı olun!

ama son kez bi düşünün;adam şarkı yazmış ya ‘benim tek dostum içkim sigaram’ diye!
kimsenin c vitaminine; portakala;brokoliye;omega 3′e şarkı yazdığı yok!

neden!?

14 Mart 2010 Pazar

Pencere

“-Duvarını delip kendine bir pencere açarsan, göreceğin manzara hep sabittir, aynıdır. Ama duvarını yıkarsan göreceğin manzara bulunduğun o nokta için maksimumdur.”

13 Mart 2010 Cumartesi

Güneş’in etrafında yirmi dördüncü kez döndü dünya

Bilgiler beynime kodlanıyor.
Düşünceler,yapılması gerekenler,kötüler çirkinler güzeller..kalıp kalıp beynime iniyor.
Annemin arzuları,babam’ın nasihatleri,arkadaşlarımın beklentileri,reddedilme korkusu..
Pazar sabahları saat onda başlayan amerikan filmleritüm erkeklerin aşık olduğu için aşık olduğum sarışın kız,tüm erkeklerin aşık olmasını kendime yediremeyip terk ettiğim kız
öğrenmek adına değil sırf beğenilmek ve saygı duyulmak adına çalıştığım dersler
bayramda kesilen hayvanlar
trafik kazasında ölen insanlar,televizyonda göbek atan kocamış kadınlar,hediye kazanmak için sunucuya yalvaran sesler..
Tanrıya ilk kırılışım
yediğim hamburgerden zehirlenip sonra tekrar yiyişim
sahilde balık tutan adamların kovalarında can cekişen balıklar..
Annemin pişirdiği lezzetli lüferler..
yanlızlığım
ıssızlığım
uçurumdan düşüm
boynu bükük kalışım
hiç düşünmeden kırdığım hayaller
hiç bitmeyen arkası yarınlar,hangi şarkıyı dinleyeceğimi,hangi giysiyi giyeceğimi,hangi filme gideceğimi söyleyen reklamlar..
ancak o sıvı yağ ile lezzetlenen patatesler..
üniversiteler televizyonatelevizyondan depresyona düşün profosörleruzun boylu ince kadınlar,uzun boylu ince kadınlara benzemek isteyen kısa boylu şişman kadınlarakan bilgi içinde kayboluşum
acıkmasamda ayıp olmasın diye yediğim misafirlik kekleri
insanlık tarihine kara bir leke olarak gecen ama adını hatırlayamadıgım olaylarasla vazgeçemem deyip bir anda vazgectiğim insanlar
beni yeni versiyonlarımla değiştiren dostlarım
sürekli güncellenen batıl inançlarım
birbirlerini sağlamlaştırıp yeniden üreten ön yargılarımyazılarım
kırmızı çizgilerim
beni karşılıksız sevmiş ve sevecek olan köpeklerim
nazım hikmet’e özentim
Ve göz altına alınışım,joplardan kaçıp kaldırımlara takılışım.amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz deyip burger kingte öğle yemeği yiyişimiç cekişimgeriye dönmeyi sevmeyişimaşka aldanışım
dökülen saçlarım
vişne likörüm,bardan çaldığım tekila bardaklarımisimsiz battaniye hediyelerim
uyumadan evvel uyanmamak icin edilen dualarım
asansörde kalmalarım
ahlarım beddualarım
dengesizliğim
nefret ettigim duygusallıgım
aklım,sağlığım,zekam mantığım ve inancım.
Ve taşikardi.

Doğal olarak kabullenmediğim için üzerinde düşünme ihtiyacı duymadığım tüm yapaylıklarkurallar ve öğretilerHepsini koparıp atıyorum bu gece çünkü akmaya hazırım artık,karanlığımdan boşluğa damlayan sesle..